| Yazan: Administrator,
Tarih: 27-06-2008 15:23
|
Okunma Sayısı : 100  |
Beğenilme : 10 |
Korku filmi, amacı en açık film türlerinden biridir, korkutmayı amaçlar. Çok somut ve net bir iddia… çetrefilsiz, açık ve net! Şimdiye dek gerçekten bol bol kötü korku filmleri çekilmiştir. Korkutmak şöyle dursun güldürmüştür bile. İstisnaları kenara bırakırsak, bazı sinema seyircilerinde "korku filmlerinden korkmam, hatta gülerim" tavrı bile gözlenir. Bunu gerçekten bir farklılık ve üstünlük olarak yansıtanlar bile vardır.
Korku filmlerinden zevk almak biraz da konsantrasyon işidir. Korkutma iddiası taşıyan bir film amacına ulaşmak için seyircisinden empati kurmasını ve yeterli konsantrasyonu sağlamasını bekler. Korkabilmek biraz da seyredenin hayal gücüyle de ilgilidir, yani seyreden kişi de belli bir emek verir. İşte bazı korku filmi türüyle anılan ve seyredilen filmler var ki, bu tür filmleri izlemekten zevk alan ve bir umutla filmi izlemeye başlayan insanı izlediğine pişman ettiriyor.
 |
Bu girizgahtan hareketle söylemeliyiz ki Lanetli Ruhlar son zamanlarda izlediğim en kötü “korku filmi olduğu iddiasını taşıyan film.” İnanın son zamanlarda bu kadar kötü bir "şey" izlediğimi anımsamıyorum. Yazacak yeni hiçbir şey yok, bildiğiniz japon işi korku filmlerinden biri işte. Hatta size şunu söyleyelim, o klişe ve tekrar filmlerin bile birkaç gömlek altında.
Korku filmlerini çok severim, hatta en kötüsünden bile zorlayarak bir güzellik çıkarmaya çalışırım. Böyle iyi niyetli ve taraflı bir izleyici olan bendenizin iyi niyetini bile suistimal etti bu film. Korku filmlerini izleyip de güldüğünü ve etkilenmediğini söyleyen her insana biraz sinirlenirim. Nedense her şeye rağmen en kötü filmde de bir pırıltı, en azından kıvılcım görsem kar sayarım ama bu film o kadarına bile sahip değil. İzleyip de gülenlere bir şey diyemem, gerçekten.
Hatta bu film keşke "korkunç bir film" serisi gibi bir mantıkla piyasaya sunulsaydı demekten de kendimi alamıyorum. Özellikle japon kız ve uzun saç fenomenine getirmeye çalıştığı bambaşka boyutla beni epey güldürdü. Hayalet kızımızın saç görüntüsü neredeyse örümcek ağına çevrilmiş filmde. Gerçekten müthiş bir yenilik… daha uzun, daha dolgun ve daha güçlü saçlar... müthiş!
 |
Film maalesef teknik açıdan da kötü... Bari hikayeniz bayat, teknik açıdan bir şeyler verin diye bekliyorsunuz ama filmin hiçbir anında bu beklentiniz karşılık bulmuyor. Kurban kızlarımızın balkondan intihar etmeleri ayrı bir acayiplik... zira lanet dolu apartman dairesinden atlayan kızlar fizik kurallarını alt üst eden bir durumla düşmeleri gereken yerlere düşemiyorlar. Halbuki aşağıda kocaman bir havuz var, hepsinin oraya düşmesini bekliyorsunuz. Ama havada süzülerek beton zemine çakılıyorlar. Eee, keramet kötü ruhlar da tabii!
Lanetli ev filmleri bu kadar bıktırmışken böyle bir filmi yapmak aslında büyük bir cesaret. Daha büyük cesaret ise bu filmi yapan yönetmen ve yapımcıların film bittikten sonra bu filmi içlerine sindirip vizyona sokabilmeleri… Neredeyse aynı türdeki 1408 filmini daha yeni izlemişken bu filmin gökten düşmesi de acayip bir tesadüf. Gökten düşmesi demeyelim, balkondan düşmesi diyelim de daha anlamlı olsun. Benim aklım hala havuza düşemeyen kızlar da kaldı. Biri bari düşerken havuzu bulsaydı yahu!
Son Güncelleme : 27-06-2008 15:23
|
|
|